DerinTarih Dergi 34.Özel Sayı
DerinTarih Dergi 34.Özel Sayı
İHTİŞAMLI VE NÂZENÎN BİR PAYİTAHT: EDİRNE
“Selimiye” derler, “Edirne” derler…
Tatlı bir gariplik duygusu gelir.
Kemerler, çeşmeler, minarelerle
Bir eski eserler kâmûsu gelir
Minarelerden en tatlı ezanlar,
Dallardan güvercin “hû hû”su gelir.
Ayşekadın’a gül ve Yıldırım’a
Üçşerefeli’nin kumrusu gelir.
Şu Selimiye’dir, şu Muradiye,
Çinilerden sümbül kokusu gelir.
Karşına ya iki sedef çekmece,
Ya iki mücevher kutusu gelir.
Vezirlerin iki tuğlusu gider,
Arkasından yedi tuğlusu gelir.
Şurada abdest alır Hüdâvendigâr,
Yerden suyu, gökten havlusu gelir.
Dedeler adına “Meriç” demişler,
Sınırdan bir ana kuzusu gelir.
Arda’dan su içer turnalar akşam,
Tunca’ya Tuna’nın kuğusu gelir.
Bir yelpaze acar vadi çiçekten,
Yurdumun şahane tavusu gelir.
Kovanlar, bahçeler birbirlerinin
Ovada, kapu bir komşusu gelir.
Kovanlar, bahçeler, bağlar üstüne
Akşamın ya sisi, ya pusu gelir.
Sular der ki: “Uyu, Edirne’m, uyu”
Mahzun Edirne’nin uykusu gelir.
Sazlardan nilüfer kokusu gelir.
Taşları kararmış bir yol ucunda
Üçşerefeli’nin kapusu gelir.
Şu yana dönersen, Eskicami’nin
Kesilmiş, biçilmiş avlusu gelir.
Atınca üç adım daha ileri,
Bir serin kubbenin kuytusu gelir.
Dünyanın en güzel minareleri
Ve kubbelerin en uslusu gelir.
Türk’ün Trakya’da tapusu gelir.
Mihrabında bir teravih kılmaya
Denizler ardından yolcusu gelir.
Bilsen ki bağrında kanar bir yara,
Yarasını sarmak arzusu gelir.
Mahya olmak için Sultanselim’e,
Göklerden yıldızlar ordusu gelir.
Kubbeler menekşe, şerefeler gül,
Mermerinden çiğdem kokusu gelir.
* * *
Arif Nihat Asya (1904-1975), Adana’dan sürgün olarak geldiği ve kısa bir süre kaldığı Edirne’den öylesine etkilenmişti ki, şehirden ayrılırken arkasında -yukarıda sadece kısmen iktibas ettiğim- muhteşem bir destan bırakmıştı. Edirne böyledir: Osmanlı’nın bu ihtişamlı ve nâzenîn payitahtı, uğrayan herkesi kendisine hayran ve meftun eder.
Derin Tarih’in 34’üncü özel sayısında Edirne dosyamız ile siz kıymetli okurlarımızı selamlıyoruz. Her zamanki gibi, her biri sahasının uzmanı çok sayıda önemli isim özel sayımıza kıymetli katkılarda bulundu. Hepsine okurlarımız adına en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bugün, tarihteki ihtişamını ancak meraklı dostlarıyla ve fısıltıyla paylaşan Edirne’nin hak ettiği ilgiyi görmesi temennilerimizle…
NELER VAR?
Edirne’nin Roma öncesi erken tarihini Prof. Dr. Engin Beksaç kaleme aldı.
Roma ve Bizans dönemindeki Edirne’yi Dr. Özkan Ertuğrul yazdı.
Dünya tarihindeki önemli dönemeçlerden biri olan Adrianopolis Savaşı’nın sebeplerini ve sonuçlarını Prof. Dr. Engin Beksaç değerlendirdi.
Gazi Evrenos, Turhan Bey ve Gazi Mihal Bey gibi Osmanlı Akıncı beylerinin Edirne’nin fethine olan katkılarını ve fetihten sonra yaptırdıkları vakıf eserlerini Doç. Dr. Ayşegül Kılıç yazdı.
Fethinden sonra bir Türk-İslâm şehrine dönüşen Edirne’nin Osmanlı tarihindeki yerini ve önemini Prof. Dr. Fahameddin Başar değerlendirdi.
Edirne’nin Osmanlı minyatür sanatındaki yerini Prof. Dr. Gülgün Yılmaz minyatürler üzerinden inceledi.
Fetihten sonra Edirne’de gerçekleştirilen imar ve ihya faaliyetlerini Doç. Dr. Ayşegül İnginar Kemaloğlu satırlarına taşıdı.
Edirne’nin fethinden sonra inşa edilen en önemli yapılardan biri olan Saray-ı Cedîd-i Âmire’nin inşasını, yıllar içindeki gelişimini ve işgal dönemindeki yıkılışını Prof. Dr. Murat Kocaaslan yazdı.
Edirne’de Osmanlı kültür ve bilim muhitinin nasıl oluştuğunu Dr. Aziz Şakir değerlendirdi.
15 ve 17. yüzyıl arasında Edirne’de faaliyet gösteren medreselerin ve müderrislerinin Edirne’deki izlerini Dr. Orhan Buyuk sürdü.
İlk başkent Bursa’dan sonra Türk tasavvuf geleneğinin önemli bir parçasını teşkil eden Edirne’nin tasavvuf kültürünün oluşumuna ve şehrin manevi kimliğine damgasını vuran mutasavvıflara Prof. Dr. Selami Şimşek mercek tuttu.
Edirne’de ilmin nabzını tutan mekanlardan biri olan Dârulhadis Medresesi’nin eğitim-öğretime olan katkılarını Prof. Dr. Abdullah İmamoğlu yazdı.
Osmanlı kültür mozaiğine pek çok katkıda bulunan Edirne’nin önde gelen şairlerine dair bilinmeyenlere Prof. Dr. Rıdvan Canım ışık tuttu.
Halkarasında “karataşlı mezarlıklar” olarak anılan dikili taşların Edirne tarihindeki önemini Öğr. Gör. Hakan Akıncı yazdı.
Osmanlı’nın ilk selatin camisi olma özelliğine sahip olan Üç Şerefeli Cami’nin Osmanlı mimarlık tarihi açısından önemine Prof. Dr. Engin Beksaç ve Öğr. Gör. Şule Nurengin Beksaç değindi.
Osmanlı medeniyet anlayışının mekânsal bir yansıması olan II. Beyazid Külliyesi’nin Edirne’nin sosyal ve kültürel hayatına olan katkılarını Öğr. Gör. Hakan Akıncı kaleme aldı.
Edirne’nin inkişâfına katkıda bulunan hanedan üyesi kadınların şehirde tesis ettiği vakıf eserlerini Doç. Dr. Hacer Ateş yazdı.
Edirne’de yapılan hanedan düğünlerini ve şenliklerini Dr. Merve Çakır Kolikoğlu’nun satırlarından öğrendik.
Edirne’de ortaya çıkan ve yeniçerilerin sonraki yıllarda sık sık başvuracağı isyan geleneğinin başlangıcını teşkil eden Buçuktepe Vakası’nın detaylarını Öğr. Gör. Hakan Akıncı yazdı.
Mimarî özellikleriyle olduğu kadar efsaneleriyle de ün salmış Selimiye Camii’nin bilinenlerini ve bilinmeyenlerini Prof. Dr. Suphi Saatçi ile konuştuk.
Selimiye’nin kendine hayran bırakan güzellikteki çinilerinin detaylarında gizli anlamları Öğr. Gör. Hakan Akıncı inceledi.
Evliya Çelebi’nin gözünden Edirne tasvirini Prof. Dr. Nurettin Gemici yaptı.
Edirne’nin 15 ve 16. yüzyıllardaki durumunu Batılı seyyahların anlatımıyla Öğr. Gör. Şule Nurengin Beksaç kaleme aldı.
Sultan II. Mustafa’nın tahtan indirilip yerine III. Ahmed’in geçirilmesiyle şehrin siyasî kariyerini noktalayan Edirne Vakası’nın perde arkasına Doç. Dr. Tahir Sevinç ile birlikte baktık.
Bir hükümet merkezi olmanın yanı sıra Osmanlı’nın en hareketli ticaret merkezlerinden biri olan Edirne’nin ticarî ve üretim hayatını Öğr. Gör. Halûk Kayıcı inceledi.
Edirne’nin ticarî ve sosyal hayatının nabzını tutan tarihî çarşılarını Dr. Tuba Hatipler Çibik ile adımladık.
Edirne’de askerî, sosyal ve meslekî örgütlenmeler olarak karşımıza çıkan Müslüman camiyetleri Dr. Ayşe Zamacı yazdı.
Nesiller boyu Müslüman halkla sulh ve huzur içinde yaşayan Edirne Yahudilerinin tarihini ve Merve İstil yazdı.
Katolik Bulgarlar ve Bulgar Uniat Hareketi’nin Edirne’deki izlerini Burak Dipevliler sürdü.
Osmanlı-Rus ve Balkan savaşları sırasında Edirne’nin yabancı basındaki tasvirlerini Prof. Dr. Gülgün Yılmaz inceledi.
Edirne’nin tarihî köprülerini Prof. Dr. Zeynep Emel Ekim ile kartpostallar üzerinden adımladık.
Edirne’nin Yunanlılar tarafından 20 Temmuz 1920’de işgal edilmesinden 24 Kasım 1922’ki kurtuluşuna kadarki zorlu süreci Dr. Veysi akın yazdı.
Tarih Okuyan Şaşırmaz