İstanbul Birnokta Dergi 291.Sayı Nisan 2026
İstanbul Birnokta Dergi 291.Sayı Nisan 2026
Nisan sayımızla karşınızdayız. Her ay, akışı devam ettirme çabasının yanında, ilk sayıyı çıkartıyormuşuz gibi bir duyguyla dergimizi hazırlıyoruz. Yirmi altı yıldır dergimizde yazan usta yazar ve şairlerimizin yanında yeni başlayanlar, ustalaşanlar oldu. Yaşadığımız zaman ve geleceğe seslenirken, her sanatçımızdan tecellî eden parçahakikat, anbean, tüm ve mutlak olana doğru hamlelerde bulunmuş oluyor. Hakîkatin bir de “yalan” mertebesinden seslenmesi.
“Konma bülbül konma nergis dalına”
“Geçici, soyutlamalarla mülemmâ ve sonuç olarak da yalan olandan bir hakîkat inşâsı mı olurmuş?” denilebilir. Varlık sahnesinde yer bulmuş her şey ve herkesin, kabul etsin ya da etmesin, içinde bulunduğu bir “varoluş curcunası” içindeyiz. Hakîkat kendisini her “mevtın”* da gösteriyor. Söz de tüm var olmuşların, ayrılık ve karşıtlıktan kurtulup yokluk dediğimiz varlığın madenine koştuğu kulvarda çığlık çığlığa suskunluğa koşuyor. Susmanın erincine ulaşmak için bunca lâkırdı.
“Nece gün nece ay nece ildi
Sen meni aldattın bu sende nece dildi”
Sevgilinin hayaliyle mest olmak, ya da “sevgiliyi düşünmek varken, kafiye düşünmek” aymazlığına düşmeden, hayali veya düşüncesi içindeyken, sözler nağmeler fısıldamayı yeğliyoruz. Bu sunuş yazlılarında Nuri Pakdil Usta’mızın sözcükleriyle “karşı anamalcı, karşı sömürgeci, öğretisel, tarihsel, evrensel, özgürlükçü, ilerici” ve insanlık karşıtı dizgeye “mütemadiyen red” dememiz de aynı serenat cümlesindendir. Yazık etmeden yazmak ve Sefil Selimî’nin yaptığı gibi, bir umudun peşinde koşmaktır şiirleri hikâye ve denemeleri derlememiz, dergileştirmemiz:
Kevser ırmağında sâki olan yâr
Bir bardak dem ikram etmez mi ola
Sırat’ın yolunu iyi bilen yâr
Benim de elimden tutmaz mı ola
Esenlikle.
* Mevtın: Yerleşilen yer, makam, menzil, durak, mertebe, derece.